Sosyal
Devlet Bir Düş Müdür?
Corona
salgınının ülkeleri esir aldığı ve milyonlarca insanı işsiz bıraktığı şu
günlerde temel asgari gereksinimlerini karşılayamayacak insanımızın sayısı
hızla arttı. Binlerce işyeri kapandı, insanlar işsiz kaldı. Salgın yalnızca
sağlık değil derin ekonomik sorunlara yol açtı. Bu kitlelere destek ve yardım
sağlamak için kurumlar seferber oldu. Özellikle belediyeler bu yardım
kampanyalarında başı çekiyor. Merkezi yönetim bir paket açıklamış olsa da bunun
çok çok yetersiz olduğunu herkes dile getiriyor. Şurası açık ki ülkemiz bu tür
felaketlere hiç hazırlığı olmayan bir ülke. Çıplak gerçek budur.
Fransa’da
Montpellier kentinde Jean- Louis Brun
adında bir Fransız arkadaşım var. Onlar ne yapıyor, oralarda salgının yol
açtığı ekonomik durum nedir, insanlar bundan nasıl etkilenmiştir, diye sordum. Bana
verdiği yanıt şu oldu: “ Biz de ne devlet
ne de belediyeler işsizlere, felaketten etkilenenlere gıda yardımı yapar,
evlere yardım paketi gönderir. İşsiz kalan herkese İşsizlik Sigortası kapsamında aylık ücret ya da maaşının % 84’ünü Fransız Devleti öder. Bu
Fransa’nın uzun zamandır uyguladığı bir sosyal devlet kazanımıdır.” Bu
yanıtı alınca ekranlarda izlediğimiz yardım kolilerini, bu yardımları almak
için uzun kuyruklarda bekleyenleri, İŞKUR önünde iş başvurusu yapmak için
çaresizce bekleşen insanımızın durumunu düşündüm. Sahi, bizde de bir işsizlik
sigortası var değil mi? Bu sigortadan yararlanan var mıdır, varsa kaç kişidir,
bunu dile getiren pek yok. Sosyal devlet bu günler için değil midir?
İşsizlik
Sigortası 2000 yılında Bülent Ecevit hükümeti döneminde 4447 sayılı yasa ile
yürürlüğe girdi. Daha sonra 2008 yılında kapsamı biraz daha genişletildi.
Özetle, her çalışanın SGK’na ödediği prime esas kazanç üzerinden %1, işverenin
%2, devletin ise %1 katkı sunduğu bir para İşsizlik
Sigorta Fonu’nda birikiyor. Bir çalışan işsiz kaldığında da bu fondan
yararlanıyor. Yararlanma koşullarının çok ağır ve zor olduğunu uzmanların
söylediği kadar biliyorum.
Uzmanlara
ve muhalefete göre şu ana kadar bu fonda 130 milyar birikti. Böylesi büyük bir
felaket kapsamında kullanılması için daha iyi koşullar olamaz. Ama böyle bir para
var mıdır yok mudur, bu bile bilinmiyor. Muhalefet böyle bir para görünse de
aslında mevcut değil diyor. Bir hükümet yetkilisi şu ana kadar çıkıp İşsizlik Fonu’nda şu kadar para vardır
demedi, demiyor. Bu fonda biriken para nasıl
değerlendirildi, nerelerde nasıl ve kimler için kullanıldı, şu ana kadar kaç
kişi yararlandı, gerçekten işsiz yurttaşlarımıza destek olmak için mi
kullanıldı yoksa başka amaçlar için mi kullanıldı? Bir dizi bilinmez soruyu kafamızda evirip
çeviriyoruz. Bizim gibi toplumlar bu soruları ve yanıtlarını merak etsek de
arkasını bırakıyoruz. Konuyu takip etmiyoruz. Soru çok yakıcı ve önemli. Bu bir
siyasal ve toplumsal bilinç sorunu. Oysa
bu para halkın parasıdır. Aynen bir hane halkının, bir ev halkının evindeki
bütçesi gibi. Sosyal devlet bu kara günler için değil midir? Salgın nedeniyle
işsiz kalan yığınlara bu fon destek olmayacaksa kim destek olacak? İnsanların
en temel gıda gereksinimleri bile belediyelerden gelecek yardımlara bağlıysa
insanımızın işi zor.
Türkiye’yi
yıllardır yöneten yoz siyasetçiler, hiçbir zaman, gerçek bir sosyal
devlet siyasetini temel bir stratejik tercih olarak programlarına
almadılar. Onun yerine muhtaç ve ihtiyaç sahibi yığınları manipüle etmeyi,
onları kendi çıkarları için kullanmayı yeğlediler. Özellikle son 20 yıldır bu
eğilim arttı. İnsanlarımıza insanca yaşayacak bir gelir elde etmenin
altyapısını hazırlamayı, istihdam yaratmayı, yasalarla güvence altına alınmış bir çalışma hakkını ve işi gözetmediler. Onları çeşitli yardım
paketlerine, gıda kolilerine mahkûm ederek kendilerine
minnet duymalarını amaçladılar. Bunu bir baskı unsuru olarak sürekli,
kalıcı kılmayı şiar edindiler. İnsanların iş güvencesini tesis etmeyi temel bir
hak olarak, çalışma yaşamının en temel unsuru olarak hedeflemediler. İş güvencesiz insanları çalıştırmayı bir
yöntem bilerek insanlarımızın hak arama
taleplerini bu şekilde baskılamayı, engellemeyi bir siyaset olarak
benimsediler.
“ Sosyal devlet bir düş müdür? “sorusunun
yanıtı ülkemiz insanının bu siyaset anlayışını, bu çağdışı siyasetçileri
tarihin çöplüğüne göndermesiyle ilişkilidir. Gerçek bir sosyal devlet düş
değildir ama bunun için mücadele etmek gerekir. İşsizlik Fonu’ndaki paraların
nerelere harcandığını sorarak, bunu sürekli
talep ederek işe başlamalıyız belki de.
04
Nisan 2020
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder