29 Ekim 2019 Salı




Kentler ve Meydanlar

         25 Ekim 2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Efeler belediye başkanı Mehmet Fatih Atay ile yapılan bir söyleşiyi okudum. Projelerini ve yapmak istediklerini anlatan Sayın Atay’ın çevre ve jeotermalin yarattığı kirlilik konusunda duyarlı olduğunu biliyoruz. Bu konudaki toplantı ve gösterilerde ön saflarda olması çok olumlu bir davranıştır. Oldukça ilginç bulduğum söyleşisinde birçok projesi arasında dile getirdiği eski minibüs garajının otopark, ofis ve kafeler olarak yeniden inşa edileceği bilgisi insanı düşündürüyor.

         Zafer Meydanı ve Doğu Gazi Bulvarı’nı günlük olarak kullanan biri olarak kimi eleştirilerimi ve gözlemlerimi dile getirmek isterim.
         Burasının adı meydan ama aslında bir meydan değil. Malazgirt Meydanı, Kozdibi Meydanı gibi. Ama hiçbiri meydan değil.  Kent merkezindeki Atatürk  Meydanı hariç. Meydan araç trafiğinin olmadığı, yalnızca insanlara açık alanlardır. “ Zafer Meydanı ?“ tam bir kuralsızlık abidesi. Bölgedeki küçük esnaf kaynaklı yoğun tecimsel etkinlik, kaldırımların esnaf tarafından işgali, Zafer Mahallesi’ndeki kentsel dönüşümle ortaya çıkan yoğun nüfus hareketliliği, trafiğin kaotik durumu ve yarattığı strese bakınca kimi zaman burası tam bir tımarhane diyorum. Meydanda yer alan minibüs durağı, kuralsız bekleme yapan halk otobüsleri; yalnızca bu bile buranın trafiğini alt üst etmeye yeter. Yağcılar İçi’nin de kaotik durumu düşünüldüğünde bu iki yerleşke kent merkezini tıkıyor, yaşanmaz kılıyor. Yerel yönetimlerin bu tür yoğun insan ve araç baskısının yaşandığı bölgelerde yaşam konforunu sağlamak için öncelikle buralara giren araç sayısını azaltıcı politikalar yürütmesi gerekir. Eski Minibüs Garajı’nın metrekare olarak büyüklüğü düşünüldüğünde buraya yapılacak büyük bir otopark o bölgedeki trafiği artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Daha çok otomobil daha çok hava kirliliği, gürültü kirliliği, stres ve hastalık demektir. Buraya bir otopark yaparsak bu ne gibi sonuçlar doğurur sorusunu sormak ve ayrıntılı yanıtlar bulmak gerekir. İlk başta insanların ihtiyacı karşılanıyor gibi görünse de durum bunun tam tersidir. Nitekim çağdaş kentler, kent merkezlerine motorlu taşıtların girmesini engellemek için çeşitli vergiler koymakta, yaptırımlar uygulamakta kimi kez tümden yasaklamaktadırlar. Çünkü otomobil eksenli ulaşım kültürü insana kent merkezinde yaşam alanı bırakmamaktadır. Bu tür merkezlere ulaşım söz konusu olduğunda insanları otomobillerinden vazgeçirecek ve daha temiz, çevreci ulaşım araçlarına ( örneğin bisiklet gibi ) yönlendirecek, özendirecek bir kentçilik anlayışı gerekiyor. Göreve geldiğinde bir kez bisikletle işe geldiğini görünce sevindiğimiz Sayın Atay’ın bu konuda içten olduğunu ummak isteriz. İnsan odaklı, temiz hava odaklı, sağlık odaklı yaklaşımlar gerekiyor. Amaç para kazanmak ise, rant ise büyük bir otopark ve ofisler inşa etmek Efeler Belediyesi için biçilmiş kaptan. Ama Efeler Belediyesi şu soruları sormalı ve ciddi yanıtlarını vermelidir:

-                 Eski Minibüs Garajı’na otopark ve ofisler yaparsak kentteki temiz havayı artırır mıyız?
-                 İnsanlara daha fazla yaşam alanı yaratır mıyız?
-                 Aydınlılara daha fazla yeşil alan kazandırır mıyız?
-                 Böyle bir uygulama kentte yaşayanların refah ve mutluluğuna hizmet eder mi?

Kent içi ulaşımda otomobil yerine toplu taşıma araçlarını kullanmak ta trafiğin yarattığı sorunların çözümünü hafifletebilir. Bunu da özendirici politikalar izlenmelidir. Ama toplu taşıma araçları ile kent içi ulaşım ne yazık ki nitelikli değildir kentimizde. Bir kez ADÜ merkez yerleşkesinden Çeştepe’ye Büyükşehir otobüsleriyle 50 dakikada gittiğimi anımsıyorum. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsan yürüyerek gitse daha çabuk ulaşır. Halk otobüslerinin durumu ise daha vahimdir. Daha fazla yolcu kapmak isteği ile ağır aksak seyretmeleri, duraklarda kural dışı beklemeleri, kapkara camları ile çağdaş ulaşım aracı olmaktan uzaktırlar. Tasarımları hiç ergonomik ve konforlu değildir. “Aydın Büyükşehir Belediyesi denetimlidir” logoları ise tam bir komedi. Belediye nelerini denetliyor anlamış değilim.

Efeler Belediyesi Eski Minibüs Garajı’nı bir yeşil alana dönüştürmeli ve Aydınlılara armağan etmelidir. İnsanların nefes alabilecekleri bir kent dokusu oluşturmalıdır. Newyork’taki gibi bir Central Park, Paris’teki gibi bir Bois de Boulogne Ormanı gibi yeşil dokulara sahip olma şansını çoktan yitirdik. Daha mütevazi yeşil dokular. Yoğun betonlaşma ve otomobillerin egsoz zehirlerinden nefes alamaz duruma gelmemiz yakındır. Havası en kirli iller sıralamasında birinci sıraya yerleşmiş bir kent oldu Aydın. Kent içinde bir yerden bir yere giderken altımızda 1 tonluk bir otomobil ile ne kentli olunur ne çağdaş. Bu konuda rasyonel bir tavır değişikliğine gereksinim vardır. Burada araba mı bizi taşıyor biz mi arabayı belli değil.  Hepimiz bu alışkanlıkları sorgulamalı ve değiştirmeliyiz. Bu kentte yaşayan bizler siyasetçilerden daha fazla yeşili, temiz havayı daha yığınsal olarak talep etmeliyiz.

Gelecek çevreye, doğaya, insana yönelik siyaset icra eden siyasetçilerin olacaktır. Bu konuda dünyaya yüzümüzü dönmek ve çağa ayak uydurmak zorundayız. Yoksa gelecek kuşaklar bizi affetmeyecek.

                                                                                                                       29 Ekim 2019








Aydın ve Doğa Yürüyüşü Olanakları

         Son yıllarda doğaya ilgi, doğa içinde olmaya gereksinim, yeşile olan özlem arttı insanlarda. Betona gömülen kentlerde temiz havaya bile hasret kentliler her fırsatta kendilerini doğaya atıyorlar. Bu fırsatlar içinde günübirlik yapılan doğa yürüyüşleri uzun zamandır gözde. Nitekim, Aydın’da da ekim-mayıs ayları arasında hafta sonları doğa severler günübirlik yürüyüşler yapmak üzere doğaya yöneliyorlar. Kentler insanları çok bunaltıyor.

         Aydın’da doğa yürüyüşü yapma geleneği 1990’lı yıllardan sonra ADÜ ile başladı. Daha önceleri pek bilinmiyordu. Sonrasında yaygınlaştı, birçok küçük yeni grup oluştu ve günümüzde de halen sürüyor. Haftanın stresini atmak ve doğa içinde olmak isteyenler için elverişli bir olanak sunuyor bu etkinlikler. Ekonomik olmaları bir yana, ayrıca sosyalleşmek, insanlarla birlikte olmak için de iyi bir fırsat. Çünkü günümüz insanı kentlerde git gide yalnızlaşıyor.

         İşin ilginç tarafı ise, bu etkinliklere daha önce katılmamış bir insanın kentimizin orman ve yeşil zenginliğinin o ana kadar farkında olmamasıdır. Oysa Aydın, kent merkezinde yeşili az olmasına rağmen il sınırları içinde hatırı sayılır bir yeşil dokuya ve ormana sahiptir. Kuzeyinde Cevizli Dağı masifi, güneyinde Madran Dağı ve Gökbel Dağı, güney doğusunda Karıncalı Dağı ve Karacasu bölgesi, batısında Kalamaki Milli Parkı ve yakın çevresi çok zengin yürüyüş rotaları sunuyor. Kimi kez çamlar içinde, kimi kez kestane ormanında, kâh portakal bahçelerini koklayarak kâh dere boylarında keyifle yürümek ve sohbet etmek insanlara iyi geliyor. Kışın kent merkezinde göremediğimiz kar içinde yürümek “burası Aydın mı” sorusunu sorduruyor insanlara. Bir günde, kısa bir yolculuk sonrası başka bir dünyaya adım atıyorsunuz. Yoğun bir yeşil dokunun içinde, çiçek kokuları içinizde, üstünüzde mavi bir gökyüzü ve kimi zaman köpük köpük bulutlar. Bu etkinlikler genellikle bir köyde başlayıp bir diğerinde sona erdiği için kentlilere köyleri tanıma olanağını da sunuyor. Köy kahvesinde yapılan sıcak bir kahvaltı, köylülerle yapılan kısa söyleşiler ilginç deneyimlere dönüşebiliyor. Yakın yöremizde yaşayan insanların ne ürettikleri, geçim kaynakları, yaşam koşulları vb. hakkında kısa da olsa bir şeyler öğreniyor insanlar. O yöreye özgü kimi ürünleri satın almak da kır ekonomisine bir katkı oluyor.

         Bu doğa yürüyüşleri uzun zamandır yapılmasına karşın önemli bir eksiği var. Çoğu kez bu güzergâhlarda yöreyi iyi bilen bir rehbere gereksinim duyuluyor ve onun kılavuzluğunda yürünüyor. Bunda sakınca yok kuşkusuz. Ama bu yürüyüş rotalarını uluslararası standartta işaretlemek, bir doğa yürüyüş rotası olarak tescil ettirmek ve bir haritasını çıkarmak Aydın’ın bir doğa yürüyüş turizm kenti kimliğini kazanması açısından önemli bir adım olacaktır. Tüm dünyada GRANDE RANDONNEE denen bir sistem kullanılmaktadır bunun için. Daha önce Likya Yolu, Aziz Paulus Yolu, Karya Yolu gibi güzergâhlarda uygulandı bu sistem. Rotalardaki işaretleri izleyen herkes kaybolma riski olmadan bir rotayı yürüyebilir ve sonlandırabilir. Tek başına, ailecek ya da arkadaş gruplarıyla yürüyebilir. Yine bu rotaların özellikleri, kaç km. oldukları, bitki örtüsü, zemin özellikleri, yaban hayatı, hangi mevsim yürümek gerektiği vb. gibi kimi bilgilerin bulunduğu broşürler bastırılabilir. Haritası çıkarılabilir. Aynı şekilde, bu bilgileri içeren web sayfaları tasarlanabilir ki bu daha erişilebilir ve kolaydır. Avrupa’da, bir kente gidiniz, bir kitapçıda o bölgenin trekking haritasını isteyiniz. Size böyle bir harita ya da broşür verecektir. Bu harita sayesinde, işaretlenmiş bir güzergâhta kendi başınıza etkinliğinizi yapabilirsiniz.

         Aydın’da böyle bir çalışma Aydın Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ya da Büyükşehir belediyesi tarafından yapılabilir. Yapılmalıdır da. Bu çalışmalara ilçe belediyeleri de katkı verebilir. Bunlar çok alçak gönüllü bütçelerle gerçekleştirilebilir. Bu çalışmayı ilgili kamu birimlerinin kadrolu elemanları rahatlıkla gerçekleştirebilirler. Var olan yürüyüş grupları ile işbirliği yapılabilir. Bir kez işaretleme yapıldıktan sonra rotaların yıllık bakımları da yapılmalıdır. O nedenle kamu kurumlarının inisiyatifi önemlidir bu çalışmada. Kentin tanıtımına katkısı olacaktır. Aydın ili yalnızca arkeolojik ve kültürel açıdan değil doğa turizmi açısından da zengindir. Böyle bir çalışma, kentimizi organize treking turizmine açma kapasitesine sahiptir. Nitekim, 1997-1998 yıllarında bu tür turlar kentimizin yürüyüş rotalarında Fransız treking gruplarınca yapılmıştır. Karacasu’dan başlayıp Kemer köyü, Arapapıştı Kanyonu, Örtülü köyü, Söğütçük köyü, Dağeğmir ve Gözpınarı köyleri, Karpuzlu’da Koğuk köyü gibi köylerde köylü evlerinde konaklayarak ve söz konusu rotalarda yürüyerek Bodrum’da sona eren organize turlar başarıyla gerçekleştirilmiştir. Kimi kez, bu yürüyüş rotaları üzerinde bulunan antik kentlere yapılan ziyaretler etkinliğin içeriğini daha da zenginleştirmiştir. Fransız gruplar Türk insanını evinde konuk olarak tanımışlardır. Böyle bir olanağı hiçbir 5 yıldızlı otel sunmaz. Bu turların köy ekonomisine katkıları bir yana köyünden dışarı çıkmamış ve evinde bir Avrupalıyı ağırlayarak onunla doğrudan iletişim kurmuş insanımız için çok yararlı sonuçları olmuştur. Bu buluşmalar sırasında akşam yemeği sonrası, konuklarla köylülerin yaptıkları sohbetleri hiç unutamam. Böylesi buluşmalar kültürler arasındaki önyargıları da yok etmektedir. Turu tamamlayan Fransızların ülkemiz ile ilgili birçok önyargılı düşüncesinin değiştiğine bizzat tanık olmuşumdur.

         Günümüzün yaşam tarzı ne yazık ki hareketsiz, doğadan kopuk, insanlar arası iletişimin giderek yittiği bir şekle büründü. Özellikle, çocuklarımız doğayı bilmiyor, yaban hayatını ve bitki örtüsünü yaşayarak deneyimlemiyorlar. Her şeyi televizyon ve internet aracılığı ile öğreniyorlar. Onları bu kısır döngüden çıkarıp daha çok doğa ile buluşturmak, daha hareketli ve sosyal bir yaşam tarzı aşılamak biz ailelerin önünde önemli bir görev olarak duruyor.

         Aydın’ın bize sunduğu bu yeşilin ve doğanın hakkını verelim, onu her şekilde korurken daha çok doğa ile iç içe yaşamayı alışkanlığa dönüştürelim.


                                                                                                    22 Ekim 2019







Aydın İli, Bisiklet ve Kent içi Ulaşım


Aydın ili, Bisiklet Kullanımı ve Kent İçi Ulaşım

         Günümüz kentleri, “çağdaş” yaşamın getirdiği birçok sorunla karşı karşıya ve yerel yönetimler insanların günlük yaşamını kolaylaştırmakta çoğu zaman yetersiz kalıyorlar. Kentlerdeki öncelikleri ne yazık ki imara ve imar rantına yönelik bir siyasete dayalı. Tüm yerel yönetimler olmasa da büyük çoğunluğu böyle.

         Kentlerdeki oransız nüfus artışı var olan sorunları artırıyor. Soluduğumuz havanın kirliliğinden ulaşıma bir dizi sorunların çözümünü güçleştiriyor.

         Bunlar içinde kent içi ulaşım ve trafik bizi en çok rahatsız ( hatta hasta eden ) eden sorunların başında geliyor. Kentlerde bir yerden bir yere gitmek sürekli artan araç sayısı ve yarattıkları trafik sorunları nedeniyle bir işkenceye dönüşmüş durumda. Otomobillerin çokluğundan kentlerimiz adeta bir demir yığınına döndü. Trafikte yitirilen zaman, bunun yarattığı stres, çevre kirliliği, olayın maliyeti vb. etmenler göz önüne alındığında bu oldukça ağır bir bedel ortaya çıkarıyor. Özellikle sağlık alanında.  Bir insanın 15 m3 ihtiyacı olan günlük temiz havayı bir otomobil 10 dk. içinde tehlikeli hale getirdiğine göre olayın sağlık boyutu ürkütücü*. Otomobil kullanmadan kent içi trafik gereksinimlerimizi karşılamak mümkün ve bunu bisiklet ile karşılamak sayısız yarar sunuyor.

         Kent içi ulaşım sorununu çözmek için birçok çağdaş kent bisiklete yatırım yapıyor ve otomobil kullanımının yol açtığı sorunları bu şekilde hafifletmeye ve çözmeye çalışıyor. Buradaki yatırımlar milyon dolar ve avro ile ifade ediliyor. Hollanda, Danimarka vb. ülkelerdeki bisiklet dostu kentler bu alanda başı çekiyorlar. Bunlar arasında Fransa’nın başkenti Paris’te 11 yıl önce uygulamaya konan Velib sistemi ( bisiklet ve özgürlük sözcüklerinden türetilmiştir ) Aydın’da böyle bir sistem kurulabilir mi sorusuyla bu yazının konusu olmuştur.

         Paris’in kadın belediye başkanı Anne Hidalgo’nun en önemli projeleri arasında yer alan ve Paris’i 2020 yılında Avrupa’nın bisiklet başkenti yapmayı hedefleyen bu proje 2007 yılında uygulamaya konmuş. Artan talep üzerine geliştirilmiş ve yaygınlaşması sağlanmış. İnsanları otomobillerinden vazgeçirmeyi ve çevreci, sağlıklı ve ekonomik bir ulaşım aracı olan bisikleti kullandırmayı amaçlayan projenin ulaştığı rakamlar oldukça çarpıcı ve heyecan verici.

Velib abone sayısı, 2018 itibariyle 300 000’e ulaşmış. Her 300 metrede bir olmak üzere 1800 bisiklet istasyonu kentin her tarafına kurulmuş. Mobil telefonlara indirilen uygulama sayesinde evinizden çıkmadan önce en yakın istasyonu ve kullanıma hazır bisiklet sayısını öğrenerek zaman kaybetmeden bisikletle gideceğiniz yere ulaşıyorsunuz. Günde 105.000 defa kullanılan etkin bir ulaşım aracı ve sisteminden söz ediyoruz. Şu ana kadar Paris’de günde 238.000 km. kat edilmiş. Parislilerin hizmetine sunulan 20 000 bisiklet ( ki bunlar içinde elektrikli olanları da yeni yeni monte edilmiş ) söz konusu.  Dakikada 75 bisiklet kiralanmış. Abone kartınızı sisteme okutuyorsunuz, bisikletiniz hazır ve güvenli bisiklet yollarında gideceğiniz noktaya pedal basıyorsunuz, en yakın bir başka istasyonda bisikleti park ederek bırakıyorsunuz. Çevreyi kirletmek yok, çocuklarımızın soluduğu havayı kirletmek yok, gürültü kirliliği yok, gideceğiniz yere doğru pedala bastıkça sağlığınıza yaptığınız katkı ve etki heyecan verici, trafik stresi yok. Üstelik, ilk 30 dakikalık kullanım ücretsiz. Klasik yıllık abone ücreti 2019 yılı itibarıyla 37 avro. 14-26 yaş arasındaki öğrencilere ayrıca 10 avro indirim yapılıyor. Ayrıca, bu sistemin bakımını sağlamak üzere 315 kişi istihdam edilmiş. Rüya gibi bir model!

Projenin en önemli ayağı olan kent içinde kullanılan bisiklet yolları 700 kilometreden fazla ve Paris Belediyesi bu yolların uzunluğunu 2020 yılı sonunda 1400 kilometreye çıkarmayı hedefliyor. Bu sistemi geliştirmeyi amaçlayan Paris Belediye başkanı Anne Hidalgo bunun için 63 milyon avroluk bir bütçe ayırmış. Evet, yanlış okumadınız; bisikleti kent içi trafiğine bütünleştirmek ve kullanımını yaygınlaştırmak için 63 milyonluk bir proje. Şu ana kadar yapılan yatırımların payı yok bu rakamda.  

Aydın’daki kent içi ulaşım sorunu da günden güne artıyor ve şimdiden çekilmez hale gelmeye başladı. Mutlaka daha çevreci, daha sağlıklı ve daha ekonomik ulaşım araçlarını kent içi ulaşımda öngörmek ve bunlar içinde bisikleti kentsel trafiğe entegre etmek gerekiyor. Kentimizin bisikletli ulaşım konusundaki en önemli kozu bir ovada yani düz alanda kurulmuş olmasıdır.  Bu alanda Büyükşehir Belediyesi öncü olmalı bisikletli ulaşımı Aydınlıların gündemine getirmelidir. Bunu çocuklarımızın, gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşaması ve sağlıklı yaşam tarzını öğrenmesi, benimsemesi için yapmalıdır. Şu ana kadar bisiklet konusunda bir proje ve niyetini görmediğimiz Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ciddi bir şekilde eğilmesi ve gündemine alması en büyük dileğimizdir. Geleceğin Aydın’ını planlamada bisikletli ulaşımı ve bisikleti öngörmemek Büyükşehir belediyesi için çok önemli bir stratejik eksiklik olacaktır.

Bisikleti yaygınlaştırmak ve her yaşta kullanımını artırmak için yapılacak çok şey var kuşkusuz. Bunlar içinde yerel yönetime düşen roller olduğu gibi bisiklet kullanıcılarının da yapması gerekenler var.

Aydın Büyükşehir Belediyesi bu amaçla kapsamlı politikalar geliştirmelidir:
1.    Belediye kendi bünyesinde, ulaşım daire biriminde bisiklet ve bisikletli ulaşımla ilgili bir birim kurmalıdır. Bu alanda neler yapılabileceği üzerine kafa yoran, projeler üreten bir birimden söz ediyoruz. Bisiklet ile ilgili projelere Avrupa Birliği’nin ciddi destekleri olduğu unutulmamalıdır.

2.    Bisikleti kent içi ulaşım aracı olarak başarıya ulaştırmış dünyadaki diğer kentleri, örnekleri incelemesi, o kentleri ziyaret etmesi ya da onları Aydın’a davet ederek inceleme yaptırması yapılacaklar konusunda Büyükşehir Belediyesi’nin önünü açacaktır. Paris’e gitmeye gerek yok, İzmir’de de CHPli Büyükşehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu böyle bir sistemi, Bisim’i kurdu 2013 yılında. Bu konuda bir çalıştay bile yapılabilir ve belediye bunu konunun ilgili taraflarıyla rahatlıkla gerçekleştirebilir.
3.    Bisikleti yaygınlaştırmak yalnızca bisiklet yolu yapmakla olmaz. Bisiklet yollarının bir parçasını oluşturduğu bir ciddi projeyle konuyu ele almak gerekir.

4.    Doğu batı ekseninde demiryoluna paralel bir bisiklet yolu insanları araçlarına ihtiyaç duymadan kent merkezine taşıyabilir. Aydın’da birkaç bin kişinin bisikleti ile işine gitmesi az şey midir? Aynı şekilde güneyden kuzeye bir ana eksen bisiklet yolu da Büyükşehir Belediyesi’nin rahatlıkla başarabileceği bir yatırımdır. Böyle bir bisiklet yolu, Tabakhane Deresi’nin bir kıyısına viyadük şeklinde yapılabilir.

5.    Yine, Büyükşehir belediyesi bisiklet kullanımını teşvik edici uzun gezi rotaları da öngörebilir, planlayabilir. Örneğin, Çakırbeyli’ye bir bisiklet yolu Aydınlılara farklı bir gezi ve spor seçeneği sunacaktır. Aynı şekilde, Büyük Menderes Nehri’ne paralel bisiklet gezi yolları vb. projeler geliştirilebilir. İlçe belediyeleri ile işbirliği içinde bir ortak proje ile Ortaklar’dan Kuyucak’a bir bisiklet yolunun yapılması kentimize yapılacak en büyük yatırım olabilir.

Bisiklet kullanıcılarının da bu amaçla yapması gerekenler vardır kuşkusuz. Kentimizdeki Bisikletliler Derneği, farklı bisiklet grupları önemli etkinlikler yapmakta, farkındalık turları düzenlemekte ve bisikletin yaygınlaşması için çabalamaktadırlar.
Bisikleti kent içi trafik sistemine sokmak için daha kapsamlı çalışmalar da yapmak gerekir. Günümüzde hiçbir erk ya da makam hiçbir hakkı ya da özgürlüğü kendiliğinden bize sunmamaktadır. Mutlaka mücadele etmek gerekiyor. Bisikleti ve bisiklet kullanımını gündemde tutmak için:

-      Öncelikle geniş kapsamlı bir bisiklet çalıştayı ivedilikle yapılmalı ve yapıcı kararlar ile konuyu gündeme taşımalıdır. Aydın’daki bisikletle ilgili kamuoyu bunu yapacak güçtedir.

-      Bisiklet ile ilgili imza kampanyaları, açık hava buluşmaları, konferans, panel vb. etkinlikleri ardı sıra planlayarak sürekli hale getirmeli ve sonuç alıncaya kadar mücadele edilmelidir. Bu konuda yerel ve ulusal basından da yararlanmak gerekir. Kentimizdeki yerel ve bölgesel TV kanallarında bisikleti sürekli gündemde tutup tanıtacak mini videolar hazırlanabilir, Aydınlılarla kısa röportajlar yapılarak bu konudaki talepleri doğrudan ve sürekli olarak yerel makamlardan yinelenebilir.  Böylece, yerel yönetim üzerinde de bir pozitif baskı oluşturmak mümkün olacaktır.

Kullanımının günden güne arttığını gördüğümüz bisikletin günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmesi kısa zamanda olacak bir konu değildir. Ama bu konuda, yerel yönetime, özellikle de Büyükşehir belediye başkanımız sayın Özlem Çerçioğlu’na önemli bir görev düşmektedir. Bisiklet konusunu gündeme taşıması ve gelecek kuşaklar için bu alanda yatırımlar yapması için çok önemli argümanları vardır. Artık günümüzde gittikçe aşırı kalabalık hale gelen kentlerimizde lüks arabalara kurulup kent içi ulaşımı sağlamak mümkün değildir. Soluduğumuz temiz hava, insanların sağlığı önde gelmektedir. Çocuklarımıza temiz ve çevreci bir ulaşım aracı olan bisikleti günlük yaşamlarında etkin bir şekilde kullanmayı öğretmek, benimsetmek biz anne babaların öncel görevleri olmalıdır. Oy vererek seçtiğimiz siyasetçilerden bu alanda çalışma ve yatırım yapmalarını talep etmek havası en kirli olan kentler içinde ilk sırada yer alan Aydın için ayrı bir öneme sahiptir.


                                                                                              15 Ekim 2019
Osman Saçıkara
Bir bisiklet kullanıcısı

*cevreonline.com


Kent Ormanları ve Aydın’ın Akciğerleri?             Yaşadığımız kentler betonu bol, yeşili az kentlere dönüştü uzun zamandır. Yağmacı ...