29 Ekim 2019 Salı




Aydın ve Doğa Yürüyüşü Olanakları

         Son yıllarda doğaya ilgi, doğa içinde olmaya gereksinim, yeşile olan özlem arttı insanlarda. Betona gömülen kentlerde temiz havaya bile hasret kentliler her fırsatta kendilerini doğaya atıyorlar. Bu fırsatlar içinde günübirlik yapılan doğa yürüyüşleri uzun zamandır gözde. Nitekim, Aydın’da da ekim-mayıs ayları arasında hafta sonları doğa severler günübirlik yürüyüşler yapmak üzere doğaya yöneliyorlar. Kentler insanları çok bunaltıyor.

         Aydın’da doğa yürüyüşü yapma geleneği 1990’lı yıllardan sonra ADÜ ile başladı. Daha önceleri pek bilinmiyordu. Sonrasında yaygınlaştı, birçok küçük yeni grup oluştu ve günümüzde de halen sürüyor. Haftanın stresini atmak ve doğa içinde olmak isteyenler için elverişli bir olanak sunuyor bu etkinlikler. Ekonomik olmaları bir yana, ayrıca sosyalleşmek, insanlarla birlikte olmak için de iyi bir fırsat. Çünkü günümüz insanı kentlerde git gide yalnızlaşıyor.

         İşin ilginç tarafı ise, bu etkinliklere daha önce katılmamış bir insanın kentimizin orman ve yeşil zenginliğinin o ana kadar farkında olmamasıdır. Oysa Aydın, kent merkezinde yeşili az olmasına rağmen il sınırları içinde hatırı sayılır bir yeşil dokuya ve ormana sahiptir. Kuzeyinde Cevizli Dağı masifi, güneyinde Madran Dağı ve Gökbel Dağı, güney doğusunda Karıncalı Dağı ve Karacasu bölgesi, batısında Kalamaki Milli Parkı ve yakın çevresi çok zengin yürüyüş rotaları sunuyor. Kimi kez çamlar içinde, kimi kez kestane ormanında, kâh portakal bahçelerini koklayarak kâh dere boylarında keyifle yürümek ve sohbet etmek insanlara iyi geliyor. Kışın kent merkezinde göremediğimiz kar içinde yürümek “burası Aydın mı” sorusunu sorduruyor insanlara. Bir günde, kısa bir yolculuk sonrası başka bir dünyaya adım atıyorsunuz. Yoğun bir yeşil dokunun içinde, çiçek kokuları içinizde, üstünüzde mavi bir gökyüzü ve kimi zaman köpük köpük bulutlar. Bu etkinlikler genellikle bir köyde başlayıp bir diğerinde sona erdiği için kentlilere köyleri tanıma olanağını da sunuyor. Köy kahvesinde yapılan sıcak bir kahvaltı, köylülerle yapılan kısa söyleşiler ilginç deneyimlere dönüşebiliyor. Yakın yöremizde yaşayan insanların ne ürettikleri, geçim kaynakları, yaşam koşulları vb. hakkında kısa da olsa bir şeyler öğreniyor insanlar. O yöreye özgü kimi ürünleri satın almak da kır ekonomisine bir katkı oluyor.

         Bu doğa yürüyüşleri uzun zamandır yapılmasına karşın önemli bir eksiği var. Çoğu kez bu güzergâhlarda yöreyi iyi bilen bir rehbere gereksinim duyuluyor ve onun kılavuzluğunda yürünüyor. Bunda sakınca yok kuşkusuz. Ama bu yürüyüş rotalarını uluslararası standartta işaretlemek, bir doğa yürüyüş rotası olarak tescil ettirmek ve bir haritasını çıkarmak Aydın’ın bir doğa yürüyüş turizm kenti kimliğini kazanması açısından önemli bir adım olacaktır. Tüm dünyada GRANDE RANDONNEE denen bir sistem kullanılmaktadır bunun için. Daha önce Likya Yolu, Aziz Paulus Yolu, Karya Yolu gibi güzergâhlarda uygulandı bu sistem. Rotalardaki işaretleri izleyen herkes kaybolma riski olmadan bir rotayı yürüyebilir ve sonlandırabilir. Tek başına, ailecek ya da arkadaş gruplarıyla yürüyebilir. Yine bu rotaların özellikleri, kaç km. oldukları, bitki örtüsü, zemin özellikleri, yaban hayatı, hangi mevsim yürümek gerektiği vb. gibi kimi bilgilerin bulunduğu broşürler bastırılabilir. Haritası çıkarılabilir. Aynı şekilde, bu bilgileri içeren web sayfaları tasarlanabilir ki bu daha erişilebilir ve kolaydır. Avrupa’da, bir kente gidiniz, bir kitapçıda o bölgenin trekking haritasını isteyiniz. Size böyle bir harita ya da broşür verecektir. Bu harita sayesinde, işaretlenmiş bir güzergâhta kendi başınıza etkinliğinizi yapabilirsiniz.

         Aydın’da böyle bir çalışma Aydın Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ya da Büyükşehir belediyesi tarafından yapılabilir. Yapılmalıdır da. Bu çalışmalara ilçe belediyeleri de katkı verebilir. Bunlar çok alçak gönüllü bütçelerle gerçekleştirilebilir. Bu çalışmayı ilgili kamu birimlerinin kadrolu elemanları rahatlıkla gerçekleştirebilirler. Var olan yürüyüş grupları ile işbirliği yapılabilir. Bir kez işaretleme yapıldıktan sonra rotaların yıllık bakımları da yapılmalıdır. O nedenle kamu kurumlarının inisiyatifi önemlidir bu çalışmada. Kentin tanıtımına katkısı olacaktır. Aydın ili yalnızca arkeolojik ve kültürel açıdan değil doğa turizmi açısından da zengindir. Böyle bir çalışma, kentimizi organize treking turizmine açma kapasitesine sahiptir. Nitekim, 1997-1998 yıllarında bu tür turlar kentimizin yürüyüş rotalarında Fransız treking gruplarınca yapılmıştır. Karacasu’dan başlayıp Kemer köyü, Arapapıştı Kanyonu, Örtülü köyü, Söğütçük köyü, Dağeğmir ve Gözpınarı köyleri, Karpuzlu’da Koğuk köyü gibi köylerde köylü evlerinde konaklayarak ve söz konusu rotalarda yürüyerek Bodrum’da sona eren organize turlar başarıyla gerçekleştirilmiştir. Kimi kez, bu yürüyüş rotaları üzerinde bulunan antik kentlere yapılan ziyaretler etkinliğin içeriğini daha da zenginleştirmiştir. Fransız gruplar Türk insanını evinde konuk olarak tanımışlardır. Böyle bir olanağı hiçbir 5 yıldızlı otel sunmaz. Bu turların köy ekonomisine katkıları bir yana köyünden dışarı çıkmamış ve evinde bir Avrupalıyı ağırlayarak onunla doğrudan iletişim kurmuş insanımız için çok yararlı sonuçları olmuştur. Bu buluşmalar sırasında akşam yemeği sonrası, konuklarla köylülerin yaptıkları sohbetleri hiç unutamam. Böylesi buluşmalar kültürler arasındaki önyargıları da yok etmektedir. Turu tamamlayan Fransızların ülkemiz ile ilgili birçok önyargılı düşüncesinin değiştiğine bizzat tanık olmuşumdur.

         Günümüzün yaşam tarzı ne yazık ki hareketsiz, doğadan kopuk, insanlar arası iletişimin giderek yittiği bir şekle büründü. Özellikle, çocuklarımız doğayı bilmiyor, yaban hayatını ve bitki örtüsünü yaşayarak deneyimlemiyorlar. Her şeyi televizyon ve internet aracılığı ile öğreniyorlar. Onları bu kısır döngüden çıkarıp daha çok doğa ile buluşturmak, daha hareketli ve sosyal bir yaşam tarzı aşılamak biz ailelerin önünde önemli bir görev olarak duruyor.

         Aydın’ın bize sunduğu bu yeşilin ve doğanın hakkını verelim, onu her şekilde korurken daha çok doğa ile iç içe yaşamayı alışkanlığa dönüştürelim.


                                                                                                    22 Ekim 2019







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kent Ormanları ve Aydın’ın Akciğerleri?             Yaşadığımız kentler betonu bol, yeşili az kentlere dönüştü uzun zamandır. Yağmacı ...