Aydın
ve Doğa Yürüyüşü Olanakları
Son
yıllarda doğaya ilgi, doğa içinde olmaya gereksinim, yeşile olan özlem arttı
insanlarda. Betona gömülen kentlerde temiz havaya bile hasret kentliler her
fırsatta kendilerini doğaya atıyorlar. Bu fırsatlar içinde günübirlik yapılan
doğa yürüyüşleri uzun zamandır gözde. Nitekim, Aydın’da da ekim-mayıs ayları
arasında hafta sonları doğa severler günübirlik yürüyüşler yapmak üzere doğaya yöneliyorlar.
Kentler insanları çok bunaltıyor.
Aydın’da
doğa yürüyüşü yapma geleneği 1990’lı yıllardan sonra ADÜ ile başladı. Daha
önceleri pek bilinmiyordu. Sonrasında yaygınlaştı, birçok küçük yeni grup
oluştu ve günümüzde de halen sürüyor. Haftanın stresini atmak ve doğa içinde
olmak isteyenler için elverişli bir olanak sunuyor bu etkinlikler. Ekonomik
olmaları bir yana, ayrıca sosyalleşmek, insanlarla birlikte olmak için de iyi
bir fırsat. Çünkü günümüz insanı kentlerde git gide yalnızlaşıyor.
İşin ilginç
tarafı ise, bu etkinliklere daha önce katılmamış bir insanın kentimizin orman
ve yeşil zenginliğinin o ana kadar farkında olmamasıdır. Oysa Aydın, kent
merkezinde yeşili az olmasına rağmen il sınırları içinde hatırı sayılır bir
yeşil dokuya ve ormana sahiptir. Kuzeyinde Cevizli
Dağı masifi, güneyinde Madran Dağı
ve Gökbel Dağı, güney doğusunda Karıncalı Dağı ve Karacasu bölgesi, batısında Kalamaki
Milli Parkı ve yakın çevresi çok zengin yürüyüş rotaları sunuyor. Kimi kez
çamlar içinde, kimi kez kestane ormanında, kâh portakal bahçelerini koklayarak
kâh dere boylarında keyifle yürümek ve sohbet etmek insanlara iyi geliyor.
Kışın kent merkezinde göremediğimiz kar içinde yürümek “burası Aydın mı” sorusunu sorduruyor insanlara. Bir günde, kısa bir
yolculuk sonrası başka bir dünyaya adım atıyorsunuz. Yoğun bir yeşil dokunun
içinde, çiçek kokuları içinizde, üstünüzde mavi bir gökyüzü ve kimi zaman köpük
köpük bulutlar. Bu etkinlikler genellikle bir köyde başlayıp bir diğerinde sona
erdiği için kentlilere köyleri tanıma olanağını da sunuyor. Köy kahvesinde
yapılan sıcak bir kahvaltı, köylülerle yapılan kısa söyleşiler ilginç deneyimlere
dönüşebiliyor. Yakın yöremizde yaşayan insanların ne ürettikleri, geçim
kaynakları, yaşam koşulları vb. hakkında kısa da olsa bir şeyler öğreniyor
insanlar. O yöreye özgü kimi ürünleri satın almak da kır ekonomisine bir katkı
oluyor.
Bu doğa yürüyüşleri
uzun zamandır yapılmasına karşın önemli bir eksiği var. Çoğu kez bu
güzergâhlarda yöreyi iyi bilen bir rehbere gereksinim duyuluyor ve onun
kılavuzluğunda yürünüyor. Bunda sakınca yok kuşkusuz. Ama bu yürüyüş rotalarını
uluslararası standartta işaretlemek, bir doğa yürüyüş rotası olarak tescil
ettirmek ve bir haritasını çıkarmak Aydın’ın bir doğa yürüyüş turizm kenti
kimliğini kazanması açısından önemli bir adım olacaktır. Tüm dünyada GRANDE
RANDONNEE denen bir sistem kullanılmaktadır bunun için. Daha önce Likya Yolu, Aziz Paulus Yolu, Karya Yolu
gibi güzergâhlarda uygulandı bu sistem. Rotalardaki işaretleri izleyen herkes
kaybolma riski olmadan bir rotayı yürüyebilir ve sonlandırabilir. Tek başına,
ailecek ya da arkadaş gruplarıyla yürüyebilir. Yine bu rotaların özellikleri,
kaç km. oldukları, bitki örtüsü, zemin özellikleri, yaban hayatı, hangi mevsim
yürümek gerektiği vb. gibi kimi bilgilerin bulunduğu broşürler bastırılabilir.
Haritası çıkarılabilir. Aynı şekilde, bu bilgileri içeren web sayfaları
tasarlanabilir ki bu daha erişilebilir ve kolaydır. Avrupa’da, bir kente gidiniz,
bir kitapçıda o bölgenin trekking haritasını isteyiniz. Size böyle bir harita
ya da broşür verecektir. Bu harita sayesinde, işaretlenmiş bir güzergâhta kendi
başınıza etkinliğinizi yapabilirsiniz.
Aydın’da
böyle bir çalışma Aydın Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ya da
Büyükşehir belediyesi tarafından yapılabilir. Yapılmalıdır da. Bu çalışmalara
ilçe belediyeleri de katkı verebilir. Bunlar çok alçak gönüllü bütçelerle
gerçekleştirilebilir. Bu çalışmayı ilgili kamu birimlerinin kadrolu elemanları
rahatlıkla gerçekleştirebilirler. Var olan yürüyüş grupları ile işbirliği
yapılabilir. Bir kez işaretleme yapıldıktan sonra rotaların yıllık bakımları da
yapılmalıdır. O nedenle kamu kurumlarının inisiyatifi önemlidir bu çalışmada. Kentin
tanıtımına katkısı olacaktır. Aydın ili yalnızca arkeolojik ve kültürel açıdan
değil doğa turizmi açısından da zengindir. Böyle bir çalışma, kentimizi
organize treking turizmine açma kapasitesine sahiptir. Nitekim, 1997-1998
yıllarında bu tür turlar kentimizin yürüyüş rotalarında Fransız treking
gruplarınca yapılmıştır. Karacasu’dan
başlayıp Kemer köyü, Arapapıştı Kanyonu, Örtülü köyü, Söğütçük köyü,
Dağeğmir ve Gözpınarı köyleri, Karpuzlu’da Koğuk
köyü gibi köylerde köylü evlerinde konaklayarak ve söz konusu rotalarda yürüyerek
Bodrum’da sona eren organize turlar başarıyla gerçekleştirilmiştir. Kimi kez,
bu yürüyüş rotaları üzerinde bulunan antik kentlere yapılan ziyaretler etkinliğin
içeriğini daha da zenginleştirmiştir. Fransız gruplar Türk insanını evinde
konuk olarak tanımışlardır. Böyle bir olanağı hiçbir 5 yıldızlı otel sunmaz. Bu
turların köy ekonomisine katkıları bir yana köyünden dışarı çıkmamış ve evinde
bir Avrupalıyı ağırlayarak onunla doğrudan iletişim kurmuş insanımız için çok
yararlı sonuçları olmuştur. Bu buluşmalar sırasında akşam yemeği sonrası,
konuklarla köylülerin yaptıkları sohbetleri hiç unutamam. Böylesi buluşmalar
kültürler arasındaki önyargıları da yok etmektedir. Turu tamamlayan
Fransızların ülkemiz ile ilgili birçok önyargılı düşüncesinin değiştiğine
bizzat tanık olmuşumdur.
Günümüzün
yaşam tarzı ne yazık ki hareketsiz, doğadan kopuk, insanlar arası iletişimin
giderek yittiği bir şekle büründü. Özellikle, çocuklarımız doğayı bilmiyor,
yaban hayatını ve bitki örtüsünü yaşayarak deneyimlemiyorlar. Her şeyi
televizyon ve internet aracılığı ile öğreniyorlar. Onları bu kısır döngüden
çıkarıp daha çok doğa ile buluşturmak, daha hareketli ve sosyal bir yaşam tarzı
aşılamak biz ailelerin önünde önemli bir görev olarak duruyor.
Aydın’ın
bize sunduğu bu yeşilin ve doğanın hakkını verelim, onu her şekilde korurken
daha çok doğa ile iç içe yaşamayı alışkanlığa dönüştürelim.
22 Ekim 2019
22 Ekim 2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder