Aydın’da
Müzik Kültürü ve Atatürk’ün Müzik Devrimi
Günümüzde
kent denilince ilk sıralarda gelen özellikleri arasında o kentte var olan
kültür sanat etkinlikleri gelir. Çağdaş birçok kentin en temel özelliği güzel
sanatların her alanında üretken dinamiklere sahip oluşu ve bu alandaki üretimi
kentlilerle buluşturmasıdır. Kırsalda bu yoktur. Sergiler, dinletiler, açık
hava konserleri, atölye çalışmaları vb. birçok etkinlik kenti kent yapan
niteliklerdir. Bunlar arasında müzik etkinliklerinin ayrı bir yeri vardır.
Bunda insanın müzikle ilişkisinin matematik, estetik vb. açılardan olduğu gibi
doğrudan ve doğal oluşunun rolü büyüktür.
Aydın’da
da bu kapsamda her yıl müzik etkinlikleri gerçekleştirilmekte ve kentliler
tarafından ilgi ile izlenmektedir. Aydın Büyük Şehir Belediyesi’nin ulusal
bayramlarda düzenlediği konserler, özel organizasyonlar, TSM ve THM korolarının
dinletileri ilk akla gelen etkinliklerdir. Bu etkinlikler kapsamında bir
eksikliği dile getirmek için bu yazı yazılmıştır.
Bu müzik
etkinlikleri arasında TSM ve THM koro çalışmaları çok popülerdir ve geniş bir
dinleyici kitlesi vardır. İlk akla gelen Aydın
Kültür ve Sanat Derneği’nin TSM (Türk Sanat Müziği) Korosu, Aydın BŞB TSM Korosu, Efeler Belediyesi TSM
Korosu, ADÜ TSM Korosu, Akşam Sanat Okulu TSM Korosu gibi müzik
etkinlikleridir. İnsanları bir müzik etkinliği merkezinde buluşturması, sosyal
ortam yaratması, ulusal müziğimiz olan Türk Sanat Müziği’ni yaşatması açısından
bu korolar önemli işlev görmektedirler. Bu
koroların verdiği dinletiler arasında Atatürk’ün sevdiği şarkılar, Atatürk’ün
sevdiği türküler temalı dinletiler de yer almaktadır. Bu da kuşkusuz çok olumlu
ve önemlidir. Ulu önder Atatürk’ü bu vesile anarken onun müzik ile olan
ilişkisinin yalnızca Türk sanat müziği, Türk halk müziği olmadığı, asıl
amacının çağdaş anlamda çoksesli müzik kültürünü ülkemize yerleştirmek olduğu
unutulmamalıdır. Daha 1928 yılında İstanbul’da katıldığı bir açık hava
etkinliğinde “ Müziksiz devrim olmaz”
derken amaçladığının çoksesli müzik olduğu anlaşılmıştır. Paul Hindemith, Joseph Marx, Prof. Carl Ebert, Bela Bartok gibi
müzik insanlarının Türkiye’ye davet edilmesi ile çağdaş anlamda
konservatuarlar, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Devlet Opera ve balesi
gibi kurumlar oluşturulmuştur. Yetenekli birçok Türk genci yurt dışına klasik
müzik eğitimi almak üzere gönderilmiş ve döndüklerinde bu kurumlarda
öncü çalışmalar yapmışlardır. Kendi ulusal müzik kültürümüzden kopmadan, onu yozlaştırmadan çağdaş yöntem ve tekniklerle
onu aşmayı ve geliştirmeyi amaçlayan bu çalışmalar müzik devriminin yapı
taşlarını oluşturmuştur. Atatürk’ün müzik ile ilişkisi yalnızca klasik sanat
müziği ve Türk halk müziği değildir. Kuşkusuz o Osmanlı kültürü içinde doğup
büyümüş ve o kültürün bileşenleri ile kişiliği oluşmuştur. Klasik Türk sanat
müziğini sevmesi çok doğaldır. Ama onun asıl amacının müziğimizi
çağdaşlaştırmak olduğu anımsanmalıdır.
Ulusal
bir ezgimizi, türkümüzü özgün hali ile korumak, onu icra etmek, yaşatmak çok
önemlidir. Bu etnografik bir özelliktir. Ama bir şarkıyı, bir türküyü 200 yıl
önceki haliyle söyleyip durmak gelişmişlik olmamak gerekir. Onu yeni form ve
kalıplarda daha zengin ifade olanaklarıyla geliştirmek gerekir. Müzik
devrimiyle yapılmak istenen de budur. Kaldı ki günümüzde Türk Sanat Müziği ve
Türk halk müziğimizi bile koruyamadık, yozlaşmasını engelleyemedik. Özellikle
1970’li yıllardan itibaren yükselen arabesk kültür dalgası bu iki müzik türünü
gazino kültürüne kurban etti.
Aydın
BŞB, Efeler Belediyesi gibi yerel yönetimler bu müzik etkinliklerine destek
verirken Atatürk’ün müzik devrimini ve amaçlarını da anımsamalı ve o alanda da
çalışmalara destek olmalıdırlar. “ Atatürk’ün
Sevdiği Şarkılar” ile olmuyor. TSM koroları yanında çoksesli koro çalışmalarına
arka çıkmalı, eğer yoksa başlatmalı ve halka çoksesli müzik kültürünü
kazandırıcı çalışmalar yapmalıdır. Kentimizde bir klasik müzik orkestrası
hâlâ yoktur. Bu önemli bir eksikliktir. Büyük Şehir Belediyesi bir küçük oda
orkestrası kurabilir. Mütevazi bütçelerle bu gerçekleştirilebilir. Bunun için bir irade göstermek gerekir.
Atatürk’ün kurucusu olduğu CHP’nin yönettiği bir yerel yönetim Atatürkçüyüz
derken bunun içini doldurmalı ve bu yönde çalışmalar yapmalı, adımlar
atmalıdır. Ülkemizde yüzlerce konservatuar var, buralarda çağdaş anlamda klasik
müzik eğitimi almış binlerce genç yetişiyor ve büyük çoğunluğu iş bulamıyor. Onlar
da geçim derdi ile Türk müziğine yöneliyorlar, çünkü Türk müziği kolay.
Aldıkları eğitim de bir işe yaramıyor. Bu gençlerin birkaçını istihdam edip
böyle bir küçük orkestra kurabilir Aydın Büyük Şehir Belediyesi. Kurmalıdır da.
Bu Aydın’daki müzik kültürü konusunda yapılacak en önemli atılım olacaktır.
Kentimizin çağdaş yüzünü zenginleştirecek bir kazanım olacaktır. İlimizde
vereceği düzenli dinletiler kent kültürüne ve yaşamına farklı bir boyut
kazandırıcaktır.
Atatürk’ün
devrimine sahip çıkarken onun amaçladığı her devrime sahip çıkmak gerekiyor.
Kaynaklarımızı o devrimin amaçları ve kazanımları yolunda kullanmak gerekiyor. Bu
kentte yaşayan insanlara yalnızca popüler kültür sanatçılarını değil bir Bach
ve Mozart konçertosunu da dinletmek, tanıtmak gerekiyor. Özellikle geleceğimiz
olan çocuklarımıza. Yalnızca Mehteran Takımı kurarak Atatürkçü
olunmuyor.
05 Kasım 2019
05 Kasım 2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder